top of page

Parkinson Nedir ? Parkinson Hakkında Herşey

Bu yazımızda parkinson nedir ve belirtileri nelerdir , kimlerde parkinson görülme riski vardır , parkinsondan korunmak mümkün mü , parkinsonlu hastaların beslenmeleri nasıl olmalı ve en son olarak parkinson tedavisinde Fizik Tedaninin önemi konusunda bir derleme yaptık.


PARKİNSON NEDİR ? BELİRTİLERİ NELERDİR ?


Parkinsonizm sözcüğü belli bir hastalıktan çok, değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan bir dizi belirtiyle tanınan birçok hastalığı çağrıştırır. Bu hastalarda vücut hareketlerinin yavaşlığı, dinlenme halindeyken uzuvların titremesi bu titreme sıklıkla başparmak ve işaret parmağının birbirlerine ritmik sürtmesi olarak ortaya çıkar ve bu özelliği ile ‘'para sayma'' titremesi olarak adlandırılır ayrıca diğer belirtileri ise kasların sertliği, öne eğik duruş şekli, küçük adımlarla ve ayaklarını sürüyerek yürüme, hızlı ve monoton konuşma, dengeyi koruyamama gibi Parkinson hastalığında görülen belirtiler ön planda dikkati çeker. Bu hastalıkların nedenleri farklı olduğu için, hastalar, uygulanan Parkinson tedavilerine yanıtsız olabilmektedir. Kimi hasta tedaviye erken dönemde kısmen yanıt verirken, kimi de hızlı bir seyirle ağırlaşabilmektedir. Bu nedenle parkinsonizmli bir hasta görüldüğünde esas nedenin araştırılması ve kesin tanı konulması önemlidir.


PARKİNSON KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR? GENETİK MİDİR ?


Parkinson; bir ileri yaş hastalığıdır. Parkinson hastalığı görülme sıklığı ve bulguları, yaşa bağlı olarak ilerlemektedir.Hastalığın ortalama başlangıç yaşı 60-80 dir.

Parkinson hastalığı görülme ortalaması çok az da olsa genç yaşlarda da başlayabilir tüm hastaların %5’inde hastalık 40 yaşından önce başlar, bu durumda genç başlangıçlı, 20 yaşın altında başlayan hastalarda ise juvenil parkinson hastalığından söz edilir.

Parkinson genetik olarak görülebilir mi ?

Ailede anne veya babada ya da kardeşte Parkinson hastalığı varlığında, o kişide hastalık gelişme riski toplum geneline kıyasla biraz daha yüksek olabilir. Kalıtsal özellikteki Parkinson hastalığı daha çok genç yaşlarda başlar ve tüm Parkinson hastalarının yaklaşık %5’ini oluşturur.

PARKİNSONDAN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?


İleride Parkinson Hastalığına yakalanma riskini azaltan maalesef ki bir diyet programı veya sağlık stratejisi bulunmamakta. Yaşam tarzı, üzüntü veya stres bu hastalığın görülme sıklığını pek etkilememekte



PARKİNSON HASTALARINDA BESLENME DÜZENİ NASIL OLMALIDIR ?


Parkinson hastalığının belirtilerini gidermede, yararlı etkisi olduğu bilinen özel bir beslenme şekli veya belli bir gıda yoktur. Parkinson hastalarının mümkün olduğu kadar çeşitli gıdalarla karışık ve dengeli biçimde beslenmeleri önerilir. Günlük besinler, bünyeye uygun miktarda sebze, bakliyat, meyve, yeterli protein, karbonhidrat ve az miktarda sıvı yağ ve az tuz içermelidir. Hastalar aynı zamanda düzenli aralıklarla beslenmeli, düzenli beden hareketleri yapmaya yetecek kadar kalori almalı ve aşırı yemekten kaçınmalıdır.Günde 1.5-2 litre su tüketmelidir. Parkinson hastalığı genellikle ileri yaş hastalığı olduğu için, yaklaşık altı ayda bir kanda üre, şeker, kolesterol, B12 vitamini, homosistein düzeyleri ve tiroid bezi fonksiyonları (TSH) dahil olmak üzere, tarama şeklinde kan biyokimyasının araştırılması uygun olur. Diğer yandan beraberinde şeker hastalığı, damar sertliği veya yüksek tansiyonu olan Parkinson hastalarının bu hastalıklarına yönelik beslenme kurallarını uygulamaları gerektiği tartışılmaz

PARKİNSON TEDAVİSİNDE FİZİK TEDAVİNİN ÖNEMİ !!!!!!!


Parkinson hastalığında ilaç tedavisine ek olarak hastaların günlük hayatlarında daha bağımsız ve rahat olması, hastalık belirtilerinin ortadan kaldırılması ya da en azından ilerlemesinin önüne geçilmesi için fizik tedavi programı verilir. Bu tedavi programı hastalığın klinik belirtilerine göre şekillenmektedir. Hastalar egzersiz programına uyarak, oluşabilecek başka problemlerin de önüne geçmiş olurlar.Tüm egzersizler mutlaka bir fizyoterapistin değerlendirmesinin ardından hastaya özel olarak çizilecek bir program dahilinde verilmelidir. Hastaların fiziksel aktivitelerinin arttırılması, egzersiz alışkanlığı kazandırılması ve bu aktivite düzeyinde düşmelerin engellenmeside fizik tedavinin hedefleri olmalıdır. Fizik tedavinin bir diğer hedefi fiziksel aktivitenin azalması, ilerleyen yaş ve komorbid( eşlik eden hastalık) medikal duruma bağlı kas-iskelet sistemi (muskuloskeletal) ve kalp-akciğer (kardiyorespirastuvar) sistemlerinde gelişebilecek komplikasyonların önlenmesidir. Rehabilitasyon bir öğrenme sürecidir; hastaya kognitif işlevlerini kullanarak nasıl daha kolay hareket edebileceği ve postüral stabiliteyi koruyabileceği öğretilir.








Comments


bottom of page